Şerit Komutlarını Atla
Ana içeriğe atla

Milas

:

tarihçe

İlçemiz Tarihi

      Doğuda Baba dağ ,Honoz dağı ile Boz dağ ve Dalaman çayı , kuzeyde Menderes ırmağının güneyinde yer alan Cevizli ve Karanlık dağları , batıda Ege denizi , güneyde ise Akdenizin çevrelediği Anadolu'nun güneybatı köşesine antik çağda KARİA (Karya) denilirdi.Bugünkü Fethiye hariç tüm Muğla ve Aydın'ın güneyi , Aydının'da batı kesimini içine alan bir bölgeyi kapsamakdadır.Antik çağda komşuları doğusunda Finikya , Kibiratis , ve Lidya ,kuzeyinde İonyave Lidya yer alıyor.Milas bu bölgesinin batısında yer almakdadır.Son derece engebeli bir yapısı olan Karya doğal yapısına uygun bir kültür yaratmışyır.Kar sözü tarih boyunca savaş sözünü çağrıştırmıştır.MYLASA (Milas) bu ülkenin en önemli kentlerinden biri olmuşturve belli zamanlarda başkentliği üstlenmiştir.Kentte bulunan dini yapılardan dolayı da Milas Karya ve çevresindeki Kar'larla aynı soydan geldiği kabul edilen diğer uluslarca da kutsal sayılan haç yeri durumunda idi.Kentin bu konumu nedeniyle Milas'ın tarihini Karya'nın tarihi ile birlikde ele alacağız.Kentin kurucusu ;Byzantion'lu (İstanbul) Stephanos 'un anlatdığı efsaneye göre Ege'de Aiolia adasında oturan ve yöneticisi rüzgarlar Aılos 'un soyundan gelen MYLASSOS 'tur(Milassos).Etimolojik tetkitler ise kentin isminde yer alan "asa" son eki Anadoluya özgüdür.Ayrıca filolojik araştırmalarda görülen Mikelassos (Samson dağı)dağında
"ss" Labranda (Kocaayla)yer adındaki "nd" gibi Anadoluda kullanılan son eklerdir.Bu eklerin kullanıldığı bazı yer adı batı Anadolu'da olduğu gibi Ege adalarında ve Yunanistan'dada görülmekdedir.Yapılan arkolojik araştırmalardabu tür yer ,dağ ve şehir adları Anadoluda yaşayan yada Anadolu üzerinden Yunanistan'a geçen kavimlerce ortalığa taşındığı belgelenmiştir.Anadolu Ege adları ve Yunanistan arasındaki sıkı münasebeti arkolojik ve filolojik tesbitlerde de bir paralellik görülmekdedir.Karya'da yaşayan insanlara kar'lar (KAR)denilmiştir.Kar'ların yanısıra Leleg'lerde aynı bölgede yaşamışdır.Zaman zaman aynı halkolarak gösterilen bu iki karekter iki ayrı toplum gibi de gösterilmekdedir.Kimdir bu karlar ve lelegler ,Milas tarihindeki yerleri nedir?    
       Antik çağ kaynakları içinde en önemlilerinden biri olan Homeros'un (Homer) İlyada destanında Karyalıların Anadolu'nun yerli halkları arasında sayar.Troya savaşlarında ise Kar'ların tur oyalıların müttefiki olarak gösterilir.Tarihin babası olarak gösterilen halikarnassos'lu (Bodrumlu ) Herodotos (Herodot) ile eski çağın ünlü coğrafyacısı Amaseia!lı (Amasya) Strabon "Geographia" adlı eserinde Karyalıların önce Leleg adıyla anıldığı ile ilgili görüşünü anlatarak bu konuya tam bir açıklık getirmemiştir.Pausanias ,lelegleri Kar'ların bir kolu olarak göstermektedir.Ancak günümüze kadar Leleg kitabesine rastlanmamıştır.Antikçağ kaynaklarından öğrendiğimize göre iki ulusun zaman zaman birbirleri ile çatıştıklarını anlıyoruz.Karlar ve Leleglerİ.Ö.3. binde Anadolu'dan Ege'deki adalara geçerek buralarda egemenlikleri altına almışlardır.karların ve Leleglerin kar ve teleks başkanlığında Megaraya (Yunanistan'da şehir) göç ettiklerini biliyoruz ve efsaneye göre İstanbul'un kurucuları da
        Megaralılardır.Karların bu adalar üzerindeki hakimiyeti İ.Ö. .2.binde giritin efsanevi kralı Minos zamanında sona ermiş ve belli bir süre daha adalarda kaldıktan sonra Anadolu'ya geri dönmüşlerdir.Burada da görüldüğü gibi Anadolu'dan Yunanistan'a oradan da tekrar geri göç hadisesi arkeolojik verilerle de açıklandığı gibi efsanelerle de anlatmaya çalışmışlardır.Her ne kadar söylenceler gerçeği tam olarak yansıtmasa da içinde satır aralarında yada özlerinde gerçeklik payı vardır.Kar'lar Anadolu'ya geri geldiklerinde burada kendilerinden önce gelen Leleg'leri bulmuşlardır.Leleg kalıntı ve kentlerinin en yoğun olduğu bölge Bodrum yarımadası ile Mandalya körfezi civarıdır.Bölgeye adını veren karya kelimesinin kökü Sorguçlu miğferden gelmekdedir.Herodot birinci kitabında Karya'lılardan bahsederken "Ankaraya adalardan gelmişlerdir.Eskiden Leleg altında adalarda oturdular...Şu üç şeyi onlar bulmuşlardı ve yunanlılar onlardan almıştır: " savaş başlığı üzerine konulan songuç ,kalkan üzerine kazınan işaretler bize onlardan kalmışdır ve kalkanı tutmak için kulp yapmak bize onlardan kalmıştır. Dorlar ve İonlar Karialıları adalardan çıkartmış onlarda bunun üzerine Ankara'ya göçmüşlerdir......Karialılar kendileri bunu kabul etmezler:onlar Ankaranın yerli halkı olduklarını ve hep şimdiki adlarını taşıdıklarını söylerler Mylasa 'da Karia Zeus'üne ait çok eski bir tapınak gösterirler ki burada kardeş uluslar oldukları Mysia'lılar (misya) ve Liydia'lılar (lidya) da kabul edilirlerdi:Zira , diyorlar Lydos (lidos)ve Myros(Müdos)Kar'ın kardeşleridir.Bu iki ulus bundan ötürü kabul ediyorlardı ;ama başka soydan olanlar Kar dilini konuşsalar bile , bu tapınağa sokmazlardı " demekdedir.
        Karyalılar Mısır'da ve Yunanistan'da kentlerinde paralı asker olarak savaşlarda bulunmuşlardır.Kimin hesabına savaşıyorlarsa o ülkenin en değerli askerleri olmuşlardır.Karların bu durumu Yunanların şu atasözünü oldukça güzel açıklamaktadır."Tehlikeye Karları sürmek " .Tarih boyunca karlar çeşitli ülkelerde kah korsan ,kah paralı asker olarak görülürler.Karya M.Ö. 2. binin sonlarında Yunanistan'dan gelen Akaların istilasına uğrar.Bu dönemde Anadolu'da Büyük Hitit imparatorluğu yıkılır ve yerine küçük beylikler kurulur.Bu göçler Anadolu'yu kökünden sarsmış , sınırlar ve dengeler altüst olmuştur.İşte bu göçler sırasında çıkan savaşlarda Homersog'un ünlü destanı İlyada 'ya konu olmuştur.Destanda anlatılan Anadolu ile Yunanistan'da yaşayan ulusların savaşıdır.Kaba hatlarıyla Yunanistanlı güzel helenin Anadolu'ya Paris tarafından kaçırılması ile başlayan bunun sonucu olarak patlak veren Troya savaşı sonunda batının hile ile doğuyu yenmesi teması işlenir.Destan yazısız çağlara ait çok değerli ip uçları verir.Akhanların tasdiki ile Yunanistan'daki diğer kabileler batı Anadolu'nun kıyılarına gelmişlerdir.Yeni gelenler Karlarla karışmışlardır , bu karışımın sonucu olarak da ortaya yepyeni bir kültür çıkmıştır.Yeni gelen kolonistler batı Anadolu kıyılarından ülkenin iç kesimlerine fazla gidemediler.Karya'nın iç kısmı saflığını uzun süre koruyabildi.
        Karya bir köyler ülkesidir , zira ülkenin coğrafi yapısının son derece engebeli olması köy kültürüne dayalı bir idarenin organizasyonuna olanak sağlıyordu.Büyükçe bir köyün etrafına toplanan daha küçük köylerin oluşturduğu Koinonlar (birlik) ülkenin idari yapısının omurgasını oluşturmakta idi.Başlangıçta dini kutlamaların yapılması ile başladığı zannedilen toplantılar zaman içinde yönetim organı haline dönüşmüştür.Böylece birliğe bağlı köylerin bu toplantılarda alınan kararlara göre yönetilmesi sağlanmıştır.bir anlamda şehir meclisi görevinin yerine getirilmesidir.Bunun dışında ulusal nitelikte olan iki federasyon vardır ki bunlardan biri "Karya Kornonu" Milas Zeus Karios mabedinde (Uzun yuvada bulunan mabet),diğeri "Khrysaoreis koinonuStratonikeia yakınlarındaki Zeus Khrysareus mabedinde yoklanmakda idi.İ.Ö. 6. yüzyılda Karya batı Anadolu'da büyük bir krallık olan Lidya hakimiyetine girmiştir.Bu durum 547 'de Lidyalılar ile Pers'lerin (İranlılar)yaptıkları savaşta Lidya'nın yenilmesi ile bölgeye Perslerin hakim olmasına kadar devam etmiştir.Pers hakimiyeti Anadolu için çok büyük bir felaket olmuştur.Bu zamana kadar bilinen dünyanın lokomotifliğini üstlenen batı Anadolu'daki birçok bilim adamı ,sanatçı ve düşünür ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır.Bu insanlar ya İtalya'ya yada Yunanistan'a gitmişlerdir.
        İkinci dünya savaşı sırasında Avrupa da yaşanan beyin göçüne benzer bir durum Anadolu'da Pers hakimiyeti esnasında yaşanmıştır.Zaman zaman Pers hakimiyetine karşı direnişler olmuşsa bunun sonucu bazı kazanımlar olmuşsa da nihayetinde bunlar uzun ömürlü olmamışlardır.Bu başkaldırıların en önemlisi Miletos'un önderliğindeki İonia (Konya) isyanıdır.Konya ayaklanmasına Karyalılarda katılmıştır.Grion dağı (ılbıra dağı)eteklerinde Piyasa yakınlarında yapılan savaş da Persler Karyalılar karşısında büyük bir yenilgi almışlardır.Ancak Pesler Anadolu'daki hakimiyetini İ.Ö.494 'te Konya ihtilalinin öncülüğünü yapan Miletos 'u tamamen tahrip ettikten sonra pekişmiştir.Pers hakimiyeti altındaki Karya idaresi diğer Anadolu devletleri gibi Satraplar denen Pers kralına bağlı valiler eliyle yönetiliyordu.Önceleri Pers kökenli olan Satraplar daha sonra nüfus sahibi yerel halk arasından seçilmeye başlandı.4. y.y. başlarına kadar Sardes (Lidya'nın başkenti)Satraplığına bağlı olan Karya daha sonra ayrı bir satrapdık haline getirilmiştir.İlk nüfus sahibi yerli halk arasından seçilmeye başlanmıştır ve ilk olarak Milaslı Hyssaldomos atanmıştır.Ancak daha sonra babadan oğla veya kardeşler arasında paylaşılan bir kurum haline gelmiştir.Karya'nın ilk satrabı ile oğlu Hekatomnos'un 'unda Milas da satrapdık yapmıştır.hekatomnos'un büyük oğlu Mausolos'da İ.Ö. 377-353 yıllarında satrapdık yapmıştır.Daha ilerde ise satrapdık merkezi Milas dan Bodrum'a taşındı.Büyük oğlu mousolos (377-353)ile büyük kızı Artemesia (353-351)bazı doğu kraliyet ailelerinde olduğu gibi kanın saflığını ve kraliyetin devamı için geleneğine uyarak birbirleri ile evlendiler.Bu gelenek daha çok Pers ve Mısır krallığında görülüyor.Örneğim Mısırın ünlü kraliçesi Cleopatra kardeşi ile evli idi.Bu iki kardeş yada eş arasındaki Artemisya büyük aşkı ebedileştirmek için Mausolosu Bodrumda bir mezar yaptırmıştır.Bu mezar tacmahal örneği gerçekten bu büyük sevgiye değer bir mezardı.bu nedenle dünyanın yedi harikasından biri olmuştur.Daha sonra yapılan mezarlara verilen Mozole adı Mauseoleum'dan gelir.
        Ortanca oğlu Hidrieus (351-344)satrap olunca o da geleneğe uyarak kız kardeşi Ada (342-340)ile evlendi. Satraplığın yönetimi iki kardeş tarafından birlikte yürütülmüştür.Hidrieus'un ölümünden sonra yönetim tek başına Adanın eline geçmiş,ancak en küçük kardeş Piksadaros (340-334) satrapdık için Ada ile mücadeleye başladı.Ada Alinda'ya çekilmek zorunda kalmıştır.Satrap ölünce yerine damadı Pers kökenli Orontabates atanmıştır.Bu satrabın önemi İskender'in Anadolu'ya geçerek Karya dahil olmak üzere Anadolu'yu zapt ettiği döneme rastlar.Büyük İskender satraplığın merkezi Halikarnassosu zaptedince bu yönetimde sona erer.Karya Makedonya kralı İskender'in miras bırakmadan ölmesi üzerine imparatorluk generaller arasında pay edilir ve Karya ile Kilikya satrabı Philotas ın oğlu Asandros a verilir.İ.Ö. 301 yılında Anadolu Antigonos'un eline geçer.Ancak diğer generaller arasında ikinci defa paylaşılır.Bölge Lysmakhos (Lisimahos) payına düşer.İskender'in 4 generali ve onların varisleri ülkeyi pay etmek amaçlı yaptıkları savaşlar çok uzun sürer.İ.Ö.205 yılında Makedonya kralı 4. Philip Ege de hakimiyet kurmak için Ege adaları ve batı Anadolu'da birçok savaşlar yapar , ama bu savaşlar sonucunda Roma ile arası açılır.Dört yıl süren savaşlarda Philip yenilir.İ.Ö. 197 yılında yapılan barış anlaşması uyarınca işgal ettiği yerlerden geri çekilir.Bu dönemde Bergama krallığı ile Rodos , güçlü devlet haline gelmiştir.190 yılında yapılan Apemeia sulhunda Roma heyeti Karyayı Bergama ile Rodos hakimiyeti dışında kalan toprakları dışındaki Batı Anadolu Bergama ve Rodos arasında paylaştırmıştır.Menderes nehri üst sınır olmak üzere bütün Karyayı Rodos'a bırakılmıştır.23 yıl süren Rodos hakimiyetinden sonra İ.Ö. 167 yılında özgürlük iade edilmiştir.Bergama'nın son kralı Attalos 3. varis bırakmadan ölmüştür.129 yılında Anadolu artık Roma'nın bir eyaletidir.Aisa ismi verilen bu eyaletin içinde Karyada yer almaktadır.İ.Ö.4. Roma imparatoru Diakletianus eyaleti tekrar düzenleyerek Karya 'yı ayrı bir eyalet atamıştır.Bizans döneminde Karya en geniş sınırları şeklinde Horzum havalesine kadar uzanmaktadır.Miladi yıllarda başlayan Hıristiyanlık akımları İ.S.4.y.y. da en yüksek aşamasına varıyordu.Hıristiyanlık Romanın resmi dini olduktan sonra hıristiyanlığın ruhban sınıfı yeni düzenlemeler getiriyor ve Karya 'yı metropolitlik yapıyordu.Bunun da merkezi Aphrodisias olup (Aydın , Karacasu yakınındaki Geyre köyü) Milas'a ise pispokosluk statüsü vermişlerdi.
 
        Karya metropoliği yılında İstanbul patrikliğine bağlanmıştır.Önce doğu Roma daha sonrada Bizans imp. bir parçası olan bölge 1071 Malazgirt meydan savaşını takip eden yıllardan başlamak üzere Türk ve Arap akınlarına sahne olacaktır.1220 yılında başlayan Moğol istilası Türk kabilelerini küçük Asya'ya doğru sürmeye başlar.Yeni gelenler kendilerine yer edinebilmek için doğal olarak yerli halk ile savaşmak zorunda kalmıştır.Çünkü geride Moğollar önde Bizanslar vardı , bu yeni gelen muharip Türk aşiretler idi.Sınır bölgesinde yerleşip sürekli savaşmak zorunda kaldıkları komutanlarına uç-beyi askerlerine ise uç-askeri adını vermişlerdir.Yabancıların kaynaklarına göre sınırda yaşayan Türkmen aşiretlerine de "Türkmen" al-uç yani hudut Türkmenleri deniyordu. Türkler Karyaya gelinceye kadar denizle pek ilgileri yoktu , oysa Karya'nın çok uzun sahili ve yoğun bir deniz trafiği vardı.Ancak yeni gelenlerde denize ayak uydurmada gecikmediler.Özellikle de Menteşoğulları denizcilik alanında kısa sürede büyük mesafe aldılar.Deniz kenarında oturan Türkmen aşiretlerine "Turgmeno de mar" yani "deniz Türkmenleri" denilirdi.Menteşe beyliğinin hükümdarlarına başlangışda "emir es sevahil" denirken daha sonraları "Melik es'sevahil" denilmiştir.14. y.y. başlarında Menteşe beyleri "Sultan es'sevahil"unvanı ile anılıyordu.Buda göstermektedir ki Türkler Ege ve Akdeniz de söz sahibi olacak hale gelmişlerdir.1261'de Karya büyük ölçüde Türk hakimiyeti altına girmiştir.Türklerin sürekli akınları soncunda Bizanslılar askeri ve milis güçlerini yeniden örgütlemek zorunda kalmışlardır.Bizans sınır boylarını akitler ve stratiotenler koruyordu.Her iki sınıfta kendilerinin çiftlik geliri ile yaşayan silahlı köylü halktı.Yaptıkları ziraate karşılık devlete harp hizmeti görüyorlardı.Stratiot'lar gerektiğinde bayrak altına çağrılmalarına karşılık , Akrit'ler sürekli hizmette bulunuyorlardı.Stratiot'lar tamamen süvari oldukları halde Akitler yayadağ alayı olarak görülüyorlar.Türklerdeki uç erleri Akritlerin karşılığı olarak görülmektedir.
        Bizans'ın bu askeri organizasyonu Selçuklular tarafından benimsenerek daha sonra yapılacak değişikliklerle Osmanlı imp. askeri düzeninin temelini oluşturacaktır.Zaman uç-erlerinin lehine Akritlerin aleyhine çalışmış ve 1282'ye gelindiğinde bir daha geri vermemek şartıyla Karya Türklerin eline geçer.Bu fetihler Karyada Selçuklu sultanı tarafından Menteşoğullarına yaptırılmıştır.1291 yılında Menteşoğulları Selçuklulardan bağımsız olarak kendi devletlerini kurmuşlardır.Bu beyliğin kurucusu
        Bizans kaynaklarında Salpakis Mantachias olarak geçiyor. Ancak menteşe isminin şahıs ismimi yoksa soy ismimi olduğunu tam olarak bilinmemektedir.Münaccimbaşı ad-duval , zeyil 1,2ve3 nesep cetvelinde Menteşoğulları şeceresi şöyle gösterilmiştir: Karaba , Elbistan , Menteş(1280 yıllarında) ,oğlu Mescit(1319'dan önce öldü) ve onun oğlu Orhan(1344-5'ten önce ölmüştür),oğlu İbrahim (1360 'dan önce ölmüştür)oğulları Musa (1366 sıralarında) , Muhammed (1402'de ölmüştür) Ahmet Gazi (13912de ölmüştür) ,oğlu İlyas (1421 sıralarında) Menteşoğullarında büyük erkek evlat Ulubey olarak hükümdar olur , ailenin diğer erkek evlatları da beyliğin diğer yerlerinde valilik yaparlardı , benzer durum Osmanlılarda da uygulanmıştır.Ancak bu sistemin her zaman çok iyi yürüdüğünü söylemek mümkün değildir.
        Aralarında taht kavgalarında olduğu zamanlarda oluyordu. İbrahim beyin oğlu Ahmet Gazi , Muhammed ve Musa ülkeyi aralarında bölüşmüşlerdir.Balat , Milas v Beçin'e hakim olan Musa bey Ulu-bey olmuştur.Ölümünden sonra Milas ve Beçin Ahmet Gazi'nin idaresine girmiştir.13912de Milas'ta ölen Ahmet Gazi'nin mezarı 1377 yılında Beçin de yaptırdığı medresenin içindedir.Tam olarak hangi beyin döneminde Milas'ın başkentlik yaptığı bilinmese de üstlendiği muhakakdır.Ünlü arap seyyah İbn Batuta Anadolu'da yaptığı seyahat esnasında Muğla-Milas ve Beçin'i ziyaret etmiş ve önemli bilgiler bırakmıştır.
 
    Bölgenin tamamen Türk'lerin eline geçmesiyle Latmos keşişleri bölgeden göç etmek zorunda kalmışlardır. Karya'nın Türkleşmesinde büyük rolü şeyh ve dervişler üstlenmiştir.Moğol istilası sırasında Mavereün nehrinden İran Irak ve Azerbaycan'dan kaçan dervişler küçük Asya'ya geldiler. Burada kurdukları dini örgütler (Tekke -zaviye dergah) vasıtasıyla bir yandan dini yayarken bir yandan da bölgenin Türkleşmesine katkıda bulundular. Anadolu 'da14. y.y. ikinci yarısında artık önemli güç odağı artık Osman oğulları idi.Menteşe ili Osmanlılar tarafından nasıl istila edildiği bilinmemekle beraber feth tarihi 1391 veya 1392 'di. 1394 yılında Milas'ta Sultan Beyazıd 'ın Menteşe valisi halk arasında kurşunlu ya da Gök camii olarak bilinen Firüz bey camiini yaptırmıştır.Görüldüğü gibi de tarihte artık Menteşe beyliğinin merkezi Osman oğullarının eline geçmiştir.Yıldırım Beyazıd ile Timur Bey arasında yapılan Ankara meydan muharebesi Mısır'a kaçmış olan Menteşoğullarından İlyas bey Timur Beyin yanında yer almıştır.Savaşın Osman oğullarının aleyhine sonuçlanması ile Firüz Bey idam edildi ve Menteşe beyliği Timur tarafından tekrar İlyas Beye iade edilmiştir. Beylik bir müddet daha siyaset sahnesinde görülürse de bu uzun ömürlü olmaz.1424'de artık Osmanlı imparatorluğunun bir sancağı haline gelir. Menteşe beyliği sancağı arazi olarak eski beylik topraklarından biraz daha küçük ve merkezi Muğla'dır.Bir ara Fatih'in oğullarından Cem Beyde burada Menteşe sancak beyliği yapmıştır.



  • Kurumsal E-Posta
  • Polsan
  • Emniyet Teşkilati Mensupları Hanımları Yardımlaşma Derneği
  • UPEM
  • TUBİM
  • Suç Önleme Sempozyumu
  • UTSAS Sempozyumu
  • KGYS
  • Milas Belediyesi
  • BİMER
  • İçişleri Bakanlığı
  • Çocuklar Uluslararası Sempozyumu
  • Polis Radyosu